| ana sayfa |
|
Doğu Karadeniz Halk Müziklerinin TRT ve İMÇ’deki Sunumlarına Kısa Bir Bakış
Doğu Karadeniz halk müziklerinin TRT ve müzik piyasasının asli unsuru olarak İMÇ’deki sunumlarına baktığımızda genel olarak şunu görürüz: 90’lı yıllara kadar Doğu Karadeniz halklarının kültürleri büyük ölçüde yok sayılmış, yok sayılmayan unsurları da belli kültür politikaları doğrultusunda törpülenmek ya da yeniden biçimlendirilmek suretiyle karakteristik özelliklerinden arındırılarak sunulmuştur. Örneğin, 1990’lara kadar en etkin kamusal sunum ortamlarından biri olan TRT’ye baktığımızda Doğu Karadeniz’deki Laz ya da Hemşin kültürünün örneklerini görmediğimizi söyleyebiliriz. TRT’de Doğu Karadeniz kültürü olarak sunulan ürünler, Doğu Karadeniz’deki kültürlerde Türkçe söylenen türkülerdir. TRT’nin, Türkiye’de bütünlüklü bir Türk kültürü inşa etme misyonu üstlendiği göz önüne alındığında bu tercih kısmen makul karşılanabilir. Ancak TRT’de icra edilen Doğu Karadeniz türkülerine baktığımızda, bize Doğu Karadeniz’de Türkçe söylenen türküler olarak sunulan türkülerin aslında halk kültürünün karakteristik biçimlerinden mümkün olduğu ölçüde arındırıldığını görürüz. Örneğin, bu türkülerde kullanılan konuşma biçiminin, Doğu Karadeniz’deki yöresel ağızların oldukça törpülenmiş ve karakteristik özelliklerinden, vurgularından büyük ölçüde arındırılmış olduğunu görmek kolaydır. Doğu Karadeniz halk kültürleri içerisinde hiç kimse, hatta o türküleri icra eden Doğu Karadenizli sanatçılar bile, TRT’deki Doğu Karadeniz ağzını konuşmamaktadır. Ancak bize Doğu Karadeniz halklarının kültürü olarak sunulan şey budur. TRT, Doğu Karadeniz halk kültürlerini kendi kültür politikasının süzgecinden geçirerek bir TRT kültürü yaratmıştır. Bunun önemli ya da değerli bir çaba olduğunu ileri sürülebilir ancak burada tartışılan konu bu değildir. Burada önemli olan nokta, TRT’nin imal ederek sunduğu kültürün Doğu Karadeniz halklarının kültürü olmadığı, bu kültürlerin karakteristik özelliklerini büyük ölçüde yansıtmadığıdır. Bu anlamda, Doğu Karadeniz kültürleri, bu halkların ürettiği biçimiyle TRT’de yer almamış, yok sayılmıştır. Burada, Doğu Karadeniz kültürlerini süzgeçten geçirerek karakteristik unsurlarının büyük bölümünden arındırdıktan sonra kamusal alana sunma yaklaşımının sadece TRT’ye özgü olmadığını belirtmek gerekiyor. TRT, özellikle 1960-1990 arası dönem için kamusal alanda görünür olmanın en önemli sembollerinden bir tanesidir. 1990’lı yılların ortalarından itibaren bu yoksaymanın giderek ortadan kalktığı görülmektedir. Bugün TRT’de olmasa bile müzik marketlerde Doğu Karadeniz halk müziklerini içeren albümler bulmak mümkündür. İMÇ Doğu Karadeniz halk müziklerine yaklaşımına bakıldığında iki yönelim görülür. Bir yanda Erkan Ocaklı, Mustafa Topaloğlu, İsmail Türüt gibi geleneksel müzikal normların dışında, arabesk/pop tarzında ürünler veren Doğu Karadeniz starları yaratmak, öte yanda mahalli sanatçıların geleneksel tarzdaki çalışmalarını yayınlamak. Ancak Erkan Ocaklı’nın, sözgelimi Orhan Gencebay gibi müzikal anlamda yeni bir tarz yarattığını söylemek mümkün değildir. O dönemlerde Türkiye’de popüler olmaya başlayan arabesk tarzını Doğu Karadeniz kültürüne taşıdığını söylemek daha doğru olacaktır. Bu İMÇ’nin genel yaklaşımını ifade etmektedir. İMÇ’nin Doğu Karadeniz müziğine yaklaşımının birinci yönü, Türkiye’de dönemsel olarak popüler olan tarzları Karadeniz müziğine taşımak olmuştur. Bu nedenle yukarıda saydıklarımız haricinde İMÇ’nin Doğu Karadeniz müziklerine ilişkin müzikal normları, TRT’nin müzikal normlarının aksine oldukça değişkendir. Bu anlamda İMÇ’nin kalıcı müzikal normlarının olmadığı ve dikkate aldığı yegane kriterin kaset satışları olduğu söylenebilir. Bu yaklaşım, kalıcı bir müzikal norm yaratmamış olsa da kalıcı bir kültürel norm yaratmıştır: Eğer Doğu Karadenizli bir müzisyenseniz ve müzik faaliyetinize İMÇ üzerinden devam etmek niyetindeyseniz ya oldukça düşük maliyetli ve kötü koşullarda hazırlanmış bir geleneksel müzik albümü yapmayı ya da Türkiye’de yakın zamanda popüler olan bir tarzı Doğu Karadeniz müziğine taşımayı tercih etmeniz gerekecektir. Dolayısıyla İMÇ Doğu Karadeniz müziklerine ilişkin yukarıda saydıklarımız haricinde bir müzikal norm getirmemekle birlikte, Doğu Karadeniz’de yapılabilecek müzik tarzlarına ilişkin oldukça katı bir sınırlama getirerek bir anlamda Doğu Karadeniz müziğini kısırlaştırmıştır. Eğer arabesk furyası varsa bir süre sonra Doğu Karadenizli bir arabeskçi çıkmakta, eğer taverna furyası varsa Doğu Karadenizli bir tavernacı çıkmakta, eğer pop furyası varsa Doğu Karadenizli bir popçu çıkmakta, eğer etnik müzik furyası varsa Doğu Karadenizli bir etnik müzikçi çıkmakta ama tüm bu çeşitliliğe rağmen Doğu Karadeniz’den özgün bir geleneksel tarz çıkmamaktadır. İMÇ’nin Doğu Karadeniz halk müziklerine yaklaşımının ikinci yönü, yine ticari bir mantıkla yer verdiği mahalli sanatçılara yaptığı albümlerdir. Bunlar, çok az sayıda birkaç istisna dışında, Doğu Karadenizli starlarına yaptığı albümlerle karşılaştırılamayacak kadar düşük maliyetli ve düşük kayıt kalitesine sahip kayıtlardır. İMÇ yıllarca bu tür geleneksel müzikleri oldukça kötü bir müzik ve stüdyo işçiliğiyle çıkararak geleneksel Doğu Karadeniz müziklerinin ancak amatör düzeyde icra edilebileceği ve bunun ötesine geçemeyeceği fikrini yıllarca savunmuştur. Ancak burada dürüst davranıp, TRT’ye sorulan soru İMÇ’ye de sorulmalıdır. Yani bu albümlerde sunulan kültür gerçekten bu halkların ürettiği ve icra ettiği kültür müdür? Bu albümlerin bir kısmının üretimine bizzat tanık olduğum için –yine bir kaç istisna haricinde- bu soruya evet cevabını vermemiz pek mümkün görünmemektedir. Burada da halk kültürlerinin, tıpkı TRT’de olduğu belirli bir süzgeçten geçirilerek kamuya sunulduğunu görüyoruz. Aradaki fark, burada kullanılan süzgeçlerin farklı olmasıdır. TRT, Doğu Karadeniz halk türkülerini kendi kültür politikasının süzgecinden geçirmekteydi. TRT’nin kültür politikasının temel hedefi, bütünlüklü bir Türk kültürü oluşturmak adına yöresel türküleri kentlilerin dinleyebileceği hale getirmekti. İMÇ ise, bütünlüklü bir Türk kültürü oluşturmak gibi bir derdi olmadığı için Doğu Karadeniz’de konuşulan farklı kültürlere yer vermekle birlikte, bu kültürlerin ürünlerini kentlilere dinletebilmekten öte satabileceği bir hale getirmek üzere süzgeçten geçirmiştir. Bir başka deyişle, TRT’nin resmi kültür politikası süzgecinin yerini İMÇ’nin satış grafikleri süzgeci almıştır.. Özetle, Doğu Karadeniz kültürlerinin tabi tutulduğu ayrımcılık, kamusal alana çıkabilmek için sürekli bir takım süzgeçlerden geçmek ve çok önemli kültürel karakteristiklerden, sözgelimi yöresel ağızlardan, yöresel icra formlarından, yöresel tavırlardan arınmak zorunda bırakılmasıdır. Bu yaklaşım, halkın kendi isteği ve iradesiyle biçimlendirdiği ifadeler bütünü olarak halk kültürünün yerini belirli kurumlar ya da piyasanın imal ve icat ettiği bir kültürün alması demektir. Bu bir tercih olabilir ancak, bu kültürel formlara halkın iradesi olarak saygı gösterilmesi de bir tercih olarak bulunmalıdır. Kuşkusuz, kültürel formlara saygı göstermek, kültürün bütün unsurlarının harfiyen kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Bu kültürel formlar değişime açıktır ve tartışılabilir. Ancak bu tartışmanın ana ekseni, bu kültürü belirli kalıplara sokmak değil onu daha insanca, daha yaşanabilir, daha yaratıcı, daha özgürlükçü, daha demokratik hale getirmek olmalıdır.
|