| ana sayfa |
|
GİRİŞ Hemşin kültürü, gerek yaşadığı coğrafya gerekse kültürü oluşturan öğelerin netameli olması nedeniyle, uzun yıllar boyunca, meçhul bir kültür olarak kaldı. Halk kültürlerinin popülerleşmeye başladığı 90’lı yıllarda bile, Hemşin kültürü konulu metinler iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdı. Bunun görünür nedenlerinden biri, Hemşin kültürüne dair olgu aktarıcı metinlerin ya da derleme kayıtlarının azlığıdır. Ancak, üzerinde çalışılacak malzeme az olmakla birlikte yok değildir ve bu kültürün hâlâ yaşadığı göz önüne alındığında, yeni malzemelere ulaşılması mümkündür. Burada asıl sorun, gerek yöresel gerekse akademi kökenli araştırmacıların Hemşin kültürüne yaklaşımıdır. Yöresel araştırmacılar, oldukça değerli derlemeler yapmakla birlikte, çoğu zaman bunları yayımlanmaya değer görmemiştir. Akademi kökenli araştırmacılar da, eldeki sınırlı malzemeyi resmi tezlere uygun düşecek şekilde ayıklayarak ve kimi zaman da çarpıtarak verimsizleştirmiştir. Bunun sonucunda, kültürün zenginliğini göz ardı eden indirgemeci yaklaşımlar egemen olmuştur. Hemşin kültürünü zengin ve karmaşık hale getiren başlıca üç öğeyi şöyle özetleyebiliriz: 1. Hemşin kültürü, Ermeni kültürünü ve İslam kültürünü, kendine özgü bir yaklaşımla bir araya getiren melez bir kültürdür. 2. Son beş yüzyılın büyük bölümünde iki büyük imparatorluğun sınırında bir tampon bölge olması ve İpek Yolu’nun Trabzon’a uzanan kolu üzerinde bulunması itibariyle yoğun bir kültürel etkileşime açık olmuştur. 3. Vadilere bölünmüş coğrafya, kültürün kadim köklerinin ve değişimlerinin izlerinin uzun yüzyıllar boyunca korunmasını mümkün kılmıştır. Böylesine girift dinamiklerin ürünü olan bir kültürü, Türkiyeli araştırmacıların büyük bölümü gibi sadece Türk kültürüne ya da birçok Ermeni araştırmacı gibi sadece Ermeni kültürüne indirgeyerek anlamak mümkün değildir. Dolayısıyla, Ermeni araştırmacıların çalışmalarının Türkiye’de yayımlanması ve tartışılması, Hemşin kültürünün farklı yönlerinin ortaya çıkarılabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Doğu Karadeniz kültürleri konusunda çalışan Helesa projesinin üyeleri olarak, Hemşin kültürünün anlaşılmasına katkıda bulunabileceğini düşündüğümüz kitaplara dair görüşlerimizi burada sizlere paylaşıyoruz. The Hemshin: History, society and identity in the Highlands of Northeast Turkey [Hemşin: Türkiye’nin Kuzeydoğu yaylalarında tarih, toplum ve kimlik] Ed. Hovann H. Simonian Hemşin kültürü, coğrafyası, tarihi ve dili konusunda bugüne dek yapılmış en kapsamlı çalışma olan bu kitap, Routledge yayınevinin Caucasus World [Kafkas Alemi] dizisinde 2007 yılında yayımlandı. Hemşin kültürü üzerine çalışan araştırmacılara ait makalelerden oluşan kitap, ‘tarih’, ‘coğrafya’, ‘dil’ ve ‘kimlik’ başlıklı dört bölümden oluşuyor. Değerli makalelerin yanı sıra, harita, resim ve güncellenmiş istatistik tablolarıyla da, Doğu Karadeniz kültürleri konusunda çalışan her araştırmacı için değerli bir başucu kitabı olma niteliğini taşıyor. ‘Tarih’ başlığını taşıyan birinci bölüm, Hemşin kültürünün oluşmaya başladığı 8. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar tarihini inceleyen altı makaleden oluşuyor. Anne E. Redgate’in “Morale, cohesion and power in the first centuries of Amatuni Hamshen” [Amatuni Hemşin’in ilk yüzyıllarında maneviyat, birleşme ve iktidar] başlıklı makalesi, 8. yüzyılın sonlarında Hemşin kültürünün ortaya çıkmasına zemin hazırlayan tarihsel koşulları özetliyor. Bu makalenin ardından gelen H. H. Simonian’ın “Hamshen before Hemshin: the prelude to Islamicization” [Hemşin’den önceki Hamşen: Müslümanlaşmanın başlangıcı] makalesi, başlangıcından erken Osmanlı dönemine kadar Hemşin tarihini ele alıyor ve Hemşin yöresinin coğrafi özelliklerini özetliyor. C. Maranci’nin “The manuscript painting of Hamshen” [Hamşen’de hat sanatı] makalesi, Hemşin’de ve yöre dışında çeşitli yerlerde Hemşinli papazlar tarafından icra edilen hat sanatını ve elyazmacılığını konu alıyor. Bölümün dördüncü makalesi, “Hemshin from Islamicization to the end of the nineteenth century” [Müslümanlaşmadan 19. yy. sonuna kadar Hemşin] H. H. Simonian tarafından kaleme alınmış ve Hemşin’in Müslümanlaşmasından başlayıp 19. yüzyıl sonuna kadar tarihinin ana hatlarını sunuyor. A. Toumarkine’in “Ottoman political and religious élites among the Hemshin: the mid-nineteenth century to 1926” [Hemşin’den yetişen Osmanlı politik ve dini elitler: 19.yy ortasından 1926’ya] makalesi, Hemşinlilerin 19. yüzyılda Osmanlı’nın dini ve seküler elitleri arasında dikkat çekici yükselişlerini anlatıyor. Bölümün son makalesi, H. H. Simonian’ın “Interactions and mutual perceptions during the 1878-1923 period: Muslims of Armenian background and Armenians in the Pontos” [1878-1923 arasında etkileşimler ve karşılıklı algılamalar: Ermeni kökenli Müslümanlar ve Pontus Ermenileri] başlığını taşıyor ve 1878-1923 arasında Hemşinliler ve Doğu Karadeniz’de yaşayan diğer Müslümanlaşmış Ermenilerin, Hristiyan Ermenilerle ilişkisini inceliyor. Kitabın ‘coğrafya, ekonomi ve mimari’ başlığını taşıyan ikinci bölümü üç makaleden oluşuyor. H. Hachikian’ın “Notes on the historical geography and present territorial distribution of the Hemshinli” [Hemşinlilerin tarihsel coğrafyası ve günümüzdeki bölgesel dağılımı üzerine notlar] makalesi, Hemşin’in hem tarihsel coğrafyasını hem de Hemşinlilerin günümüzdeki bölgesel dağılımını konu alıyor. E. G. Ersoy’un “Social and economic structures of the Hemshin people in Çamlıhemşin” [Çamlıhemşin’deki Hemşin halkının toplumsal ve ekonomik yapıları] başlıklı makalesi, Hemşin yöresinin tarihsel merkezlerinden biri olan Çamlıhemşin yöresinin toplumsal ve ekonomik yapılarını, her yıl düzenlenen yayla festivalleri bağlamında tartışıyor. Bölümün son makalesi olan “Hemshin folk architecture in the Akbucak, Ortayol and Uğrak villages of the county of Pazar in Rize” [Rize ili Pazar ilçesi Akbucak, Ortayol ve Uğrak köylerinde yerel mimari], Gülsen Balıkçı tarafından kaleme alınmış ve Hemşin kültüründeki ev mimarisi konusunda, makale başlığında adı geçen üç köyde incelenen vakaların sunumunu içeriyor. Dil başlığını taşıyan üçüncü bölüm, Bert Vaux’nun “Homshetsma: the language of the Armenians of Hamshen” [Homşetsma: Hemşin Ermenilerinin dili] ve Uwe Bläsing’in “Armenian in the vocabulary and culture of the Turkish Hemshinli” [Hemşinli Türklerin sözcük dağarcığı ve kültüründe Ermenice] makalelerinden oluşuyor. Vaux, makalesinde Hopa Hemşin, Abhazya ve Güney Rusya’da yaşamakta olan Hemşinliler tarafından konuşulan ve Ermenice’nin bir ağzı olan Hemşince üzerine bir analiz sunuyor. Bläsing’in makalesi, Rize’deki Hemşinlilerin konuştukları Türkçe ağzına Ermeniceden geçen sözcükleri konu alıyor. Kitabın son bölümü, ‘kimlik’ konulu dört makaleden oluşuyor. H. Hachikian, “Some particulars of Hemshin identity” [Hemşin kimliğinin bazı ayrıntıları] makalesinde, Baş Hemşin ve Hopa Hemşin yörelerindeki Hemşinli kimliklerinin benzerliklerini ve farklılıklarını ortaya koyuyor. E. G. Ersoy’un “The Hemshin People: ethnic identity, beliefs and yayla festivals in Çamlıhemşin” [Hemşin Halkı: Çamlıhemşin’de etnik kimlik, inançlar ve yayla festivalleri] makalesi de, yayla festivalleri bağlamında Çamlıhemşin yöresindeki Hemşinli kimliğini inceliyor. I. Bellér-Hann, “Hemshinli-Lazi relations in northeast Turkey” [Türkiye’nin kuzeydoğusunda Hemşinli-Laz ilişkileri] makalesinde, Hemşinliler ve en yakın komşuları olan Lazlar arasındaki ilişkiyi, resmi istatistiksel veriler temelinde gerçeği yanlışlardan ayıklayarak inceliyor. Bölümün son makalesi “Turks and Hemshinli: manipulating ethnic origins and identity” [Türkler ve Hemşinli: etnik kökenlerin ve kimliğin tahrifi], R. Benninghaus tarafından kaleme alınmış ve Hemşinlilerin kendi kökenlerine dair algılamalarında resmi tarih yazımının etkisini konu alıyor. Kitapta yer alan makalelerin büyük bölümünde göze çarpan en önemli özellik, makale yazarının görüşlerini ardı ardına sıraladığı metinler olmanın ötesine geçerek, dile getirilen iddialarının nesnelliğinin sınanabileceği olgusal verileri de sunmasıdır. Bunun yanı sıra, “Hemşinliler Türk mü (ya da Müslüman mı) yoksa Ermeni mi?” türünden indirgemeci soruları bir kenara bırakıp, Hemşin kültürünün mevcut halinin özgünlüğünü anlatması, sunulan tartışmaların üretken ve verimli hale gelmesini sağlıyor. Ender Abadoğlu GURBET PASTASI Hemşinliler, Göç ve Pastacılık Uğur Biryol Gurbetçilik ve göç olayları, yaşadığımız coğrafyanın tarihsel gelişiminde oldukça önemli bir yere sahiptir. Orta Asya’dan başlayıp İran, Orta Doğu, Anadolu, Kafkasya ve Balkanlar’a kadar genişletebileceğimiz bu coğrafyada yaşayan halkların kültürlerinin araştırılmasında, başlıca kültürel etkileşim kanallarından biri olan göç ve gurbetçiliğe dair hikâyelerin önemli bir veri tabanı oluşturduğu görülmektedir. Çünkü bu hikâyelerden yola çıkarak, bölgede yaşayan insanları gurbete gitmeye zorlayan sosyal, ekonomik veya politik nedenler, geride kalanların hayatlarındaki değişim, gurbette yaşadıkları sorunlar, orada yaşadıklarının ve öğrendiklerinin kendi memleketlerine aktarılması yoluyla kültürlerinde yol açtıkları değişimler gibi toplumbilim araştırmalarına temel oluşturacak bilgilere ulaşılabilmektedir. Konunun muhataplarıyla birebir görüşmeler yoluyla gerçekleştirilen sözlü tarih çalışmaları, bu tür alan araştırmalarının belkemiğini oluşturmaktadır. U. Biryol’un, geçtiğimiz aylarda İletişim Yayınları tarafından yayımlanan “Gurbet Pastası” adlı kitabı da böyle bir alan çalışmasının ürünü olup, Hemşinlilerin 19. yüzyılın ortalarından başlayıp günümüze kadar gelen bir tarihsel süreçte yaşadıkları gurbet hayatları anlatmaktadır. E. G. Ersoy’un antropolojik bir yaklaşımla yazdığı “Hemşinlilik” başlıklı önsözüyle başlayan kitap, bunu takip eden dört bölüm ve A. Kurtuluş’un yazdığı sonsözden oluşuyor. Birinci bölüm olan “Yüksek Dağların Sahipleri Hemşinliler ve Pastacılık”, Hemşinlileri gurbetçiliğe iten sebeplerin sorgulanmasını ve gurbetçiliğin bölgede kalan insanların hayatlarında yol açtığı etkileri konu alıyor. Hemşinlilerin pastacılıkta nasıl uzmanlaştığı, bu işi nerelerde öğrendikleri ve memlekete döndükten sonra pastacılık mesleğini yurt içinde nasıl yaygınlaştırdıklarını anlatıyor. Ardından gelen “Rusya’dan Tahran’a… Gurbet Hikâyeleri” bölümünde, başlıkta adı geçen coğrafyada bulunmuş birçok kişiden derlenen gurbet hikâyelerine yer veriliyor. Hikâyelerin çoğu Rusya’da başlıyor; ancak gurbetçilerin tamamına yakını 1917 Ekim Devrimi sonrasında memlekete dönmek zorunda kalıyor. Bu hikâyelerde, I. ve II. dünya savaşlarının, gurbetteki insanların hayatları üzerinde bıraktığı derin izler de gözler önüne seriliyor. Kitabın üçüncü bölümünü oluşturan “Hemşinliler ve Pastaneleri”nde, yurt dışında pastacılığı öğrenip kendilerini bu alanda sürekli olarak geliştiren Hemşinlilerin, memlekete döndükten sonra bu kez yurt içinde gurbetçiliğe başlayarak birçok bölgede pastacılık mesleğini sürdürdüklerini öğreniyoruz. İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyük kentlerdeki ünlü pastanelerin kuruluş hikâyeleri, gelişimleri ve bugünkü durumları anlatılıyor. Bu bölümde, lokanta, fırın ve otel sahibi olan Hemşinlilerle yapılmış mülakatlara da yer veriliyor. Yazarın Türkiye’nin dört bir yanında bulunan “Hemşinli” pastanecilerle yaptığı görüşmelerde oldukça ilginç hayat hikâyeleriyle karşılaşıyoruz. “Vitrinin Arkasındakiler: Ustalar Anlatıyor” başlıklı son bölümde, vitrin arkasındaki ustaların, pastacılık mesleğine başlamaları, meslekte yaşadıkları zorluklar ve mesleğin bugünkü durumu gibi konulardaki anlatılarına yer veriliyor. Mesleğe genellikle zorunluluktan başlayan bu insanların daha sonra işlerini sevmeleri ve yaptıkları işe her zaman saygı duymuş olmaları dikkat çekici unsurlar olarak göze çarpıyor. Ustalar bugün yeni neslin okumaya merak salmasıyla mesleği devam ettirmeyişleri ve büyük marketlerin pastacılık işine girmeleriyle kalitenin, pastacılık işine verilen önemin ve kendi satışlarının düşmesi gibi durumlardan yakınıyorlar. A. Kurtuluş’un sonsözünde, yazarın bir Hemşinli olarak bölgenin yazgısı olan gurbetçiliği kaleme almasından ve kitabın bir bölümünde adı geçen ve bölge halkı için adeta bir efsane haline gelmiş minibüs şoförü “Konfor” lakaplı İbrahim Gülay’ın adını duymuş olmaktan duyduğu mutluluğu da ifade ediyor. Uğur Biryol’un oldukça yalın bir üslupla kaleme aldığı “Gurbet Pastası”, yoğun bir emek ve alan araştırması gerektiren sözlü tarih çalışmalarının sayılarının az olduğu bu dönemde, yöre kültürü açısından oldukça önem taşıyor. Murat Özbulut Hemşin ve Hemşinli Ermeniler Ed. H. Alvrtsyan, A. Melkonyan, R. Hovhannisyan, E. Petrosyan, S. Vardanyan 2005 yılında, Hemşin ve Hemşinli Ermeniler başlığıyla Rusya Federasyonu’nun Soçi şehrinde düzenlenen konferansın makalelerinden oluşan kitap, Ermenistan Cumhuriyeti Bilimler Ulusal Akademisi Tarih Enstitüsü tarafından, geçtiğimiz aylarda, Erivan’da yayımlanmış. Hemşin Ermenilerinin tarihi, kültürü, folkloru, törenleri, dinsel inanışları, toplumsal-politik yaşamı, kimlik bilinci gibi çeşitli konuları inceleyen konferans makaleleri, daha geniş kitlelere ulaşabilmesi için Ermenicenin yanı sıra Rusça, İngilizce ve Türkçe olarak da yayımlanmış. Türkçe çevirisi oldukça sorunlu olan kitap, bu alanda çalışan araştırmacılar için yine de önemli bir kaynak niteliği taşıyor. Makalelerin kaynakça bölümlerinde adı geçen eserler, Türkiye’deki pek çok araştırmacı için hem ulaşılması hem de dil problemi nedeniyle (Rusça, Eski Ermenice ve Ermenice) kullanılması güç kaynaklar olmakla birlikte, ilgili araştırmacılar için önemli bir bibliyografya bilgisi sağlıyor. Kitapta tarih, kimlik ve folklor konulu makaleler bulunuyor. B. Harutunyan’ın “Hemşin Ermenilerinin tarihinden”, A. Melkonyan’ın “Hemşin. Tarih-coğrafya bakışı (16.-20. yy.)”, R. Hovhannsiyan’ın “Hemşinliler, Pontus ve Ermenistan 1914-1921 yıllarında”, P. Hovhannisyan’ın “Pontus Ermenilerinin Golgotası”, L. Karapetyan’ın “Kuban’ın Taşnaksütyun partisi tarihinden. Yapısı, hukuki politik ideolojisi ve taktiği (1904-1918)” ve A. Skalov’un “Dünden bugüne Abhazya Ermenileri”, Sergey Vardanyan’ın “1776 yılında Müslüman Hemşinli Ermeniler hakkındaki bir önemli şehadetname” makaleleri Hemşin tarihini konu alıyor. Vardanyan’ın makalesi istisna, benzer bir yaklaşımla yazılmış bu makaleler 8. yüzyılda Hemşin’in kuruluşu, 15. yüzyılda Hemşin’in zorla Müslümanlaştırılması, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Doğu Karadeniz’de yaşayan Ermenilerin mücadeleleri ve tehcire tabi tutulmaları, Anadolu ve Kafkasya’daki resmi ve gizli Ermenilerin nüfusu temaları üzerine odaklanıyor. Vardanyan’ın makalesiyse, bir belge üzerinden 18. yüzyıl Hemşin kültürüne dair sonuçlar çıkarmaya çalışması itibariyle daha akademik bir anlayış ortaya koyuyor. A. Tulumcyan’ın “Hopa-Hemşilleri ve Baş Hemşiller”, K. Khanlari’nin “Anadolu’daki Ermeni etnik-dini unsuru (1991-2005)”, G. Karine’nin “Kimlik yanları. Etnik bilinci şekillenme etkeni olarak sosyal-kültürel sınırlar”, N. Şahnazaryan’ın “Kaypak kimlik: Hemşiller (Hemşinler) örneği”, A. Alt (A. Kostanyan)’ın “Hemşinli Ermeniler. Hemşinli bir Ermeni kadının görüşü” makaleleri kimlik konusunu tartışıyor. Bu makalelerin temel sorunsalı Anadolu’da yaşayan ve Ermeni kültüründen güçlü izler taşıyan “gizli” Ermenilerin varlığının tespit edilmesi ve Ermeni kimliği içine nasıl dahil edileceklerinin tartışılması. Şahnazaryan’ın, Rusya Federasyonu’nda ve Tulumcyan’ın da Türkiye’de yaşamış Hemşinliler arasında yaptığı alan çalışmalarına dayanan makaleleri, Hemşin kültürünün mevcut durumun çokkimliklilik üzerinden tarif edilebileceği konusuna odaklanmaları itibariyle kayda değer. M. Kuzub’un “Hemşinli Ermenilerin masal folklorlarındaki şeytanbilimi fikirleri”, I. Kuznetsov’un “Hemşin Ermenileri ile Hemşillerin kültüründe Pontus mirası (Kurağa karşı Büyücülük)”, J. Khaçatryan’ın “Hemşin dansları ve bunların özellikleri: 19. yy. ikinci yarısı-20. yy.”, J. Khaçatryan ve E. Petrosyan’ın “Hemşin bayramları ve oyunları (19. yy. sonu-20. yy.)”, A. Ter-Sargsyants’ın “20. yy. 80-90’lı yıllarında Hemşinli Ermenilerin etno-kültürel adetleri”, D. Kukuyan’ın “Hemşin Paradoksları” Hemşin kültürünü konu alıyor. Hemşin kültüründeki çeşitli folklorik öğeler, kimi zaman Ermeni kültürlerindeki çeşitlemelerine de değinerek anlatılıyor. Bu sayede, Hemşin kültürüne farklı bir gözle bakıldığında ortaya çıkarılabilecek kültürel öğelerin zenginliğini gözler önüne seriyor. Bu makalelerin alan çalışmalarına dayanıyor olması ve zengin bir olgusal temelden yola çıkması nedeniyle Hemşin kültürü konusundaki araştırmalar için dikkate değer veriler sunuyor. Hemşin kültürü gibi, çalışmaların son derece yetersiz olduğunu herkesin kabul ettiği bir alandan çok çabuk politik sonuçlar çıkarılan tarih ana başlığındaki makaleler, Hemşin kültürünün mevcut durumunun anlaşılmasına olumlu bir katkı ya da yeni bir perspektif sağlamıyor. Benzer bir durum iki makale haricinde kimlik anabaşlığı altındaki makaleler için de geçerli görünüyor. Alan çalışmasına dayalı olarak yazılan Şahnazaryan ve Tulumcyan’ın makaleleri, Hemşin kültürünün çokkimlikli bir yapı olarak ele alınabileceği perspektifini sunması ve melez bir kültürün içerisinde yaşanan somut olayları referans göstermesi itibariyle somut bir katkı niteliği taşıyor. Folklor başlığı altında yer alan makalelerse, gerek kültüre dair maddi olguların ortaya çıkarılması gerekse bu olguların Ermeni kültüründeki çeşitlemeleriyle karşılaştırmalı analizinin yapılması itibariyle Hemşin kültürü konusundaki araştırmalara önemli bir katkı sunuyor. Ayşenur Kolivar Hemşin Tarih Dil Gelenek ve Görenekler İbrahim Karaca İ. Karaca’nın Hemşin, Tarih Dil Gelenek ve Görenekler başlıklı kitabı, 2006 yılında Chiviyazıları yayınevinin Mjora dizisinden yayınlanan kitabı beş bölümden oluşuyor. “Bir Avuç Hemşin” başlıklı birinci bölümde yazar Hemşin kültürüne dair bilgileri ve gözlemlerini, çeşitli araştırmacıların eserlerinden alıntılarla destekleyerek okura sunuyor. Kitabın ikinci bölümünü oluşturan “Haçapit Köyünde Yaşayan Hemşin Ağzı İçin Örnekler”, Haçapit köyünden iki kadınla yapılmış görüşmelerin transkripsiyonunu içeriyor. “Bir Avuç Hemşinli Sözcük” bölümü, Hemşincenin günümüzde yaygın olarak konuşulmadığı Batı Hemşin yöresinde halen kullanılmakta olan Hemşince sözcükleri içeren küçük bir sözlükten oluşuyor. “Haçapit’te Söylenen Bir Avuç Mani-Türkü”, Hemşin sözlü geleneği içerisinde oldukça önemli bir yere sahip olan maniler ve türkülerden kısa örnekler içeriyor. Son bölüm olan “Bir Avuç Fotoğraf”, İbrahim Karaca’nın çektiği yöre fotoğraflarından oluşuyor. Karaca, kitaba yazdığı önsözde kendi kitabı için “Üniversiteli yıllarımda yapmış olduğum halkbilimi derlemeleri sırasında tutulan notlar, ses kayıtları ve sohbetlerden aklımda kalanlara dayanarak genişlettiğim bu kitap; ne bir halkbilimi çalışması, ne de bir tarih veya etnoloji çalışması değildir. Yazılanlar, içinde doğduğum bir kültüre ve coğrafyaya ait bende biriken değinmelerdir…” yorumunda bulunuyor. Kitap, yöreden çıkmış bir aydının, kendi kültürüne dair olguları derleyip sunmuş olması bakımından değerli bir çalışma. Kitapta yer alan bilgiler, akademik bir formda sunulmuş olmasa da, Hemşin kültürü üzerine yapılacak her akademik çalışmaya zemin teşkil edebilecek kadar kapsamlı. Yöreden bir aydının kendi kültürünün önemli gördüğü unsurlarını derleyip yayımlayarak, bu konuda yapılabilecek çalışmalara dikkat çekmesi ve zemin hazırlaması, bu konuda çalışan araştırmacılar açısından büyük bir önem taşıyor. Öte yandan da, günümüzdeki olgusal veri eksikliğinin giderilmesi konusunda yöre araştırmacıları tarafından örnek alınması gereken bir anlayışı temsil etmektedir. Bu tür çalışmaların çoğalması, akademik çalışmaların, resmi tezlerin savunmaları olmaktan çıkıp olgulara dayanarak hakikatin ortaya çıkarıldığı eserler haline gelmesini sağlamak yönünde önemli bir etki yaratacaktır. Ender Abadoğlu Hemşin Gizemi Hamşen Ermenileri Tarihinden Sayfalar Levon Haçikyan L. Haçikyan’ın, 1996 yılında Belge Yayınları tarafından yayımlanan Hamşen Ermenileri Tarihinden Sayfalar başlıklı çalışması, Hemşinlilerin kimliği, kökeni, tarihi, kültürü ve diline dair Türkiye’deki yerleşik Hemşin tezlerine alternatif görüşleri dile getiren ilk yazılı eser olması açısından önem taşıyor. Kitabın ana metni, L. Haçikyan’ın ilk kez Banber Yerevani Hamalsarani [Erivan Üniversitesi Bülteni] dergisi, yıl 1969, sayı 2, sayfa 115-144’de yayımlanan ve kitapla aynı adı taşıyan çalışmasının kısaltılmış halinden oluşuyor. Haçikyan’ın çalışması, tarihçi Gevond’dan aktardığı bilgilere dayanarak Hemşin’in 788-790 yıllarında kuruluşuyla başlayıp ve 15. yüzyılın ikinci yarısında bölgenin Osmanlı hakimiyetine girmesinin ardından 17. ve 18. yy. tarihini kısaca özetleyerek 19. yy. üzerine odaklanarak sonuçlanıyor. Kitap, bunun yanı sıra, Türkiye’den M. A. Sakaoğlu, H. Soysü ve E. G. Ersoy’un görüşlerinin sunulduğu ve Derindas, Vartavar ve Astvatsatsin bayramlarının kısaca özetlendiği “Ermeni Bayramları” başlıklı iki ayrı ek bölümü içeriyor. Emine Kolivar
|